PostHeaderIcon Jorge Luis Borges Haberi

Jorge Luis Borges Hayatı
Jorge Luis Borges Kimdir
Jorge Luis Borges 112.Doğum günü Google Doodle olarak verildi. 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires te doğdu

Jorge Luis Borges 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires’te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno’nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges’in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı.
Jorge Luis Borges
Babasının görme yetisinin azalması üzerine, âile tedavi için I. Dünya Savaşı’ndan önce (1914) Cenevre’ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji’ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé’in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer’a olan sevgisi ve Walt Whitman’ı keşfetmesi de Cenevrede’yken başladı.
Jorge Luis Borges
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra âilesiyle birlikte İspanya’ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870′lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu

Birkaç edebî gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüs’lü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini “ultraistler” grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya’dan ayrılmadan önce imha etti.

1921’de âilesiyle Buenos Aires’e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz’in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez’in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume’ün bir yansıması idi. Edebî stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges’e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır.

1923’te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)’i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925′te, San Martin DefteriCuaderno San Martín 1929′da basıldı. 1933-1934 yıllarında Crítica’da Alçaklığın Evrensel Tarihi(Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz “büyülü gerçekçilik”in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935′te yazdığı “Borges stili”nin ilk örneği denilen, hayâlî bir romanı eleştirdiği “Al-Motasim’e Bir Bakış” isimli öyküsüdür. 1936′da denemelerini topladığı Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad basıldı. Bu sırada maddî sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937′de Belediye Kütühânesi’nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca’ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf’un ve William Faulkner’ın kitapları İspanyolca’ya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır.

Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve “Pierre Menard, Don Quixote’un Yazarı”’nı kaleme aldı. Ardından da “Tlön, Uqbar, Orbis Tertius” geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo’nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi’nin çalışmalarına başladı. 1941′de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak “Artifices”e eklendi ve ve 1944′de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942′de “Bustos Domecq” takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem’i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar’da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946’da Juan Peron’un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin’den Uruguay’a kadar pek çok yeri gezip, Budizm’den Blake’e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama âilesi Peron’un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949′da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef) basıldı.

1955’de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü’ne getirildi. Âilesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. “Beni aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı’nın muhteşem ironisi” diyerek bu gerçeği kabûllenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı’nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges’ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956′da Buenos Aires Üniversitesi’nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961’de Samuel Beckett’le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü’nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970′li yıllarda ABD’de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973′te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975′te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama’nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)’la sonuçlandı.

Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986’da Cenevre’de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.

Sonraki Hayatı

Peron surgunden gelip baskanliga secilince(1973) Borges istifasini surdu ve Milli Kutuphanelik mudurlugunden istifa etti.90 yasindaki Annesinin baskilariyla Elsa Millan ile evlendi fakat evlilikleri uzun surmedi, uc yil sonra bosaninca Borges annesinin yanina geri yerlesti ve onunla 99 yasina kadar yasadi. Annesinin vefatinden sonra Borges Maria Kodam ile dunya turuna cikti. Dunya turundan sonra ise asistani olan Maria Kodam ile evlendi. 1986 yilinda Geneva sehrinde karaciger kanseri yuzunden hayatini kaybetti.

Nobel Odulu ve Gecmis’i

Hayati boyunca hic Nobel Odulu kazanamadi. Bazi insanlar ona bu odulun verilmeme nedenin onun politikal goruslerinden dolayi oldugunu spekulate ederler. Diktator Pinochet’den dahi odul alan Borges’ in sag goruslu oldugu bilinmektedir. Ayrica kendisi solcu Marxist goruslerden nefret etmis bir karakterdir. Nazi yillarinda Arjantinli sagcilar onun Yahudi oldugu one surduklerinde, “ben Yahudiyim” diye cevap veren Borges her Hiristiyanin zaten Isa’dan once Yahudi oldugunu soylemistir. Ailesi Arjantinin koklu ailelerinden olan Borges’ in dedesi Arjantin ic savaslarinda onemli bir general idi; bunu her zaman gururla belirtmistir.Hatta Arjantinin Colonel Suarez kenti Borges’in dedesinin arkasindan isimlendirilmistir.

Din

Borges’in eserleri üç büyük dinden ve Budizm dininden bazı alıntılar içerir.Kendisi Hıristiyandır ve bazı eserlerinde de bunu açıkça gösterir.

PostHeaderIcon pierre de fermat

pierre de fermat kimdir

pierre de fermat hayatı hakkında bilgiler

Pierre de Fermat (piyer dö ferma okunur) (d. 1601, Beaumont-de-Lomagne – ö. 12 Ocak 1665, Castres), Bask kökenli Fransız hukukçu ve matematikçi. İlk öğrenimini doğduğu şehirde yapmıştır. Yargıç olmak için çalışmalarına Toulouse’de devam etmiştir. Fermat, memurluğunun yoğun işlerinden geriye kalan zamanlarında matematikle uğraşmıştır. Arşimet’in eğildiği diferansiyel hesaba geometrik görünümle yaklaşmıştır. Sayılar teorisinde önemli sonuçlar bulmuş, olasılık ve analitik geometriye de katkılarda bulunmuştur.

Günümüzde hatırlanmasının en önemli sebebi Fermat’nın Son Teoremi’dir. Modern sayılar kuramının kurucusu olarak kabul edilen 17. yüzyıl matematikçisi Pierre de Fermat’nın adını taşıyan bu teorem, şu şekilde ifade edilebilir:

Herhangi x, y, ve z pozitif tam sayıları için,

ifadesini sağlayan ve 2′den büyük bir doğal sayı n yoktur. Fermat, bu problemi çözmüş, kanıtı da Eski Yunanlı matematikçi Diaphontos’un Arithmetika adlı kitabının kendindeki kopyasının sayfalarından birinin kenarına 1637′de şöyle yazmıştı:

x, y, z ve n pozitif tamsayılar ve n>2 olmak koşuluyla, x^n + y^n = z^n denkleminin çözümü yoktur. Ben bunun kanıtını buldum, ama kanıtı bu kenar boşluğuna sığdırmak olanaksız.

Ancak bu kanıt bulunamamıştır. Fermat’tan sonra matematikçiler bu önermenin bir türlü içinden çıkamamışlardır. Fermat’ın bıraktığı defterler arasında teoremin kanıtına rastlayamadıkları gibi, kendileri de ne doğruluğunu ne yanlışlığını kanıtlayabilmişlerdir. Yıllar boyunca (300 yıl sonrasına kadar) bu konuda yapılan çalışmalar sonucu bu teoremin Shimura-Taniyama Konjektürü’nün bir özel durumu olduğu anlaşılmış, ardından da 1993′te İngiliz matematikçi Andrew Wiles, eski öğrencilerinden Richard Taylor’ın da yardımıyla ve cebirsel geometrinin çok karmaşık araçlarını kullanarak teoremi kanıtlamanın bir yolunu bulmuş ve bu kanıtı 1995′te Annals of Mathematics adlı dergide yayımlamıştır. Shimura-Taniyama Konjektürü’nün böylelikle ispatlanması sonucu Fermat’nın Son Teoremi de 1995′te ispatlanmış oldu.

Asal sayılar üzerinde çok durmuştur. Onun bu konuda çeşitli teoremleri vardır. Örneğin,

4n + 1

şeklinde yazılan bir asal sayı p, yalnızca bir tek şekilde iki karenin toplamı olarak yazılabilir.

Mesela en ufak asal sayılar p:

5 = 12 + 22 ve 13 = 22 + 32

dir. Bu teoremi daha sonra Euler kanıtlamıştır.

PostHeaderIcon Yazın ilk günü ne zamandır

yazın ilk günü başlangıç tarihi, yazın ilk günü tarihi

Yazın ilk günü 21 Haziran

Dünyanın ekvatorunun kuzeyinde yer alan coğrafyada yazın ilk günü 21 Haziran'dır.

PostHeaderIcon Bayanlar için güneş gözlükleri

Çok şık güneş gözlükleri, 2011 modası

PostHeaderIcon Les Paul hakkında bilgiler

Gibson Les Paul, 1950lerin başlarında üretilmeye başlanmış bir solid gövde elektro gitar modelidir. Les Paul orijinal olarak Ted McCarty tarafından tasarlanmış, onay görmüş ve Amerikalı caz/pop gitaristi Les Paul tarafından kullanılmıştır.
Ortaya çıkışı
Bu model Gibson gitar üreticisinin ve pop yıldızı, elektronik mucidi, başarılı caz gitaristi olan Les Paul’un tasarım işbirliğiyle ortaya çıkmıştır. 1950 yılında, Fender Telecaster’ın müzik piyasasına takdim edilmesinden sonra, elektro gitarlar bir moda ikonu haline gelmiştir. Bu duruma reaksiyon olarak, Gibson Gitar başkanı Ted McCarty, Les Paul’a şirketinde danışman olarak yer vermiş ve 1951 yılında yapılan tasarım işbirliğiyle Gibson Les Paul’un üretimine başlanmıştır.

Bir süre üretimi durdurulmuş , fakat birçok ünlü sanatçının bu gitarı tercih etmesiyle tekrar üretimi devam etmiştir.

Özellikleri
Üretim periyodu: 1952 – 1960 , 1968 – günümüz
Gövde tipi: Solid
Neck bağlantısı: Set
Boyutu: 24.75″
Gövde malzemesi: Maun, Akçaağaç
Neck malzemesi: Maun
Klavye malzemesi: Abanoz, Gülağacı
Köprü: Tune-o-matic
Manyetikler: 2 adet Burst Bucker Pro Humbucker (İlk yıllarda P-90 single coil kullanılırdı)
Üretim renkleri (Genellikle kullanılan ahşabın doğal rengi kısmen/tamamen korunur)
Heritage Cherry Sunburst, Honey Burst, Vintage Sunburst, Ebony, Wine Red